ZİLE BELPINAR KÖYÜ
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

En son konular
» iki tüneliniz olur
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 12:10 tarafından kızıldeli

» ŞEREFSİZ BİLET ALMIYOR Kİ.......
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 12:07 tarafından kızıldeli

» normal bir insan
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 12:04 tarafından kızıldeli

» Bagcikli midur?
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 12:03 tarafından kızıldeli

» abi hırsızı yakalad
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 12:01 tarafından kızıldeli

» Aptallar değil
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 12:00 tarafından kızıldeli

» geveze
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 11:59 tarafından kızıldeli

» süpriz oynadum olum
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 11:58 tarafından kızıldeli

» Eyvah havada kalduk.
Kul Himmet EmptyPerş. 29 Tem. 2010, 11:57 tarafından kızıldeli

Tarıyıcı
 Kapı
 Indeks
 Üye Listesi
 Profil
 SSS
 Arama
Istatistikler
Toplam 42 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: şanssız

Kullanıcılarımız toplam 283 mesaj attılar bunda 213 konu

Kul Himmet

Aşağa gitmek

Kul Himmet Empty Kul Himmet

Mesaj tarafından sonyilmaz Perş. 08 Ocak 2009, 14:30

Alevi-Bektaşi toplumunun yedi ulu ozanından biridir. Yazdığı nefesler, söylediği deyişler kendinden sonra gelen ozanları etkilemiştir. XVI. yy.ın ikinci yarısı ile XVII. yy.ın başında yaşadığı bilinen Kul Himmet’in hayatı, felsefesi ve nefeslerini inceledik.Kul Himmethakkında en son ve en derli-toplu çalışmayı ortaya koyan İbrahim Aslanoğlu’nun kitabında, ona ait 143 şiir bulunmaktadır. Aslanoğlu, kitabında önceki yayınlardaki ve yirmiden fazla cönkteki Kul Himmet mahlaslı şiirlerle bu sayıya ulaşmıştır. Şiirlerin ölçülerine göre dağılımı şu şekildedir: 7 heceli 1, 8 heceli 26, 11 heceli 104 ve aruz vezni ile 7. Kul Himmet’in ilk defa 36 şiiri yayımlanmış ve Cahit Öztelli tarafından bu sayı 87’ye ulaştırılmıştır. Biz de Aslanoğlu tarafından ulaştığı belgelere ek olarak diğer yazılı kaynaklardan faydalanarak daha ayrıntılı bir çalışma hazırladık.Türk halk edebiyatının iki önemli kolu olan âşık edebiyatı ve dinsel halk edebiyatı da bir yandan edebiyat tarihinin araştırma alanına girerken, diğer taraftan halkbilimin çalışma alanları içerisinde ele alınmış, öylece Kul Himmet değerlendirilmiştir.Yaşamı:Kul Himmet, XVI. yy.ın ikinci yarısı ile XVII. yy.ın başında yaşayan bir Alevi-Bektaşi ozanıdır. Mezarı, doğduğu yer olan Tokat’ın Almus ilçesinin Görümlü(eski adı Varzıl) köyündedirKöylüleri onu, Bektaşi tarikatının Erdebil Tekkesi’ne bağlı Safeviye koluna bağlar. İnancından dolayı çileli bir hayat geçirmiş, zindana atılmıştır. Ölümüyle ilgili kesin bilgiler olmamakla beraber, uzun süre kaçak yaşayıp köyünde vefat ettiği tahmin edilmektedir. Kul Himmet’im mürit idim Dehman’aÖzüm ulaştırdım sahip-zamanİradet getirdim Şah Tahmasb Han’aHüseynîyiz mevâlîyiz ne dersinİki ayrı şiirinde:Yeriş İmam Abbas cenab-ı âlimOnlardan gayri kimim var benimDeli gönül Şah Abbas’ı arzularHer andıkça azalarım sızılarYakarışlarıyla Şah Abbas’tan yardım istiyor ve ona ziyareti tasarlıyor. Burada amaçladığı kişinin I.Şah Abbas mı (1587–1628), yoksa II. Şah Abbas mı (1642–1667) olduğu pek açık değildir. İkisinin arasında Şeyh Safi var(1628–1642).Ondan söz etmediğine göre bu I.Şah Abbas olmalı.Bir şiirinde “Dedem Hıdır Abdal pirim ocağı” diyerek soyunun Kemaliye’nin Ocak Köyü’ndeki Hıdır Abdal tekkesine bağlı olduğunu ima ediyor; ama döne dolaşa maneviyatından yardım dileyip, bir gece rüyasına girmesi için yakardığı pir, Hacı Bektaş Veli’dir. Bunun yanı sıra Erdebil Tekkesine duyduğu özlemleri de nefeslerinde göstermiştir.Menâkıbü’l-Esrar Behçetü’l-Ahrâr’ın yazıldığı tarihte Kul Himmet hayatta idi. Hatayî, Pir Sultan, Kul Adil, Kul Mazlum ve Şah Adil’le beraber onun şiirleri de bu kitap da yer aldı.Böylesine ünü yaygın bir şair, Alevilerin amansız bir kıyıma tabi tutan Osmanlı yönetiminin kovuşturmasından yakasını kurtaramazdı. Sonunda da öyle oldu. Bir münafığın ihbarı ile yakalanıp tutuklandı. İbrahim Aslanoğlu,”Pir Sultan Abdallar” adlı eserinde, 22 Kasım 1577’de Bozok Beyine gönderilen fermanda yargının kararı önceden saptanmıştı: “Kızılbaşlıkla müttehem olan kimselerin defterleri sureti gönderildiği ve şer’ile teftiş olup (suçu) sabit olursa idam edilmeleri, şer’ile sabit olmayıp, lâkin müttehem olduklarına kanaat gelirse Kıbrıs’a sürülmeleri” fermanında yer vermiştir ( Celali Ayaklanmaları için Ek-A bakınız. ).İdam edilmediği, beraat etmesi de mümkün olmayacağına göre, kaçtığı veya kaçırıldığı, uzun yıllar izini belli etmeden saklandığı söylenebilir. Bu yıllarda onun en büyük derdi sıla özlemi oldu:“Kahbe felek sana n’ettim n’eyledimAttın gurbet ele parelerimiÂhirinde beni sıladan ettinBulunmaz derdimin çarelerini”Asıl adının Hüseyin olduğu anlaşılan Kul Himmet, babasının adının Muhyiddin olduğunu ve şiirinde “cedd–i pakinin (temiz soyu)” Erdebil'den geldiğini söylemektedir. “Şu dünyada bozulunca aslımızCeddi pakim Erdebil'den gelirErdebil'den gelince Rum'aSözümüz bizim didardan gelir”Kaybolmuş beyitlerinde geçen Kul Himmet'in dedelerinin adlarını bilemiyoruz. Bu şiire göre, Şah İsmail ile çağdaş olan Kul Himmet onun gibi, Şeyh Safi'nin 6. kuşaktan torunudur. Bir kaç beyit içinde verildiği, fakat günümüze ulaşmadığını düşündüğümüz Kul Himmet'in üç dedesinin adını öğrenemiyoruz. Buna rağmen, diğer Erdebil Şeyhlerinin adlarının geçmemesi, babasının adının da Muhyiddin olması bizde onun, Şeyh Safiyüddin'in beş oğlundan biri olan Muhyiddin'in soyundan geldiği kanısını uyandırmaktadır. “Şu dünyada bozulunca aslımız / Ceddi– pakim Erdebil'den gelir” beyitinden, Erdebil dergâhı postuna oturmak için hak kazanamamış Muhyiddin, ya da oğlunun Erdebil'den Anadolu'ya geldiği anlamı çıkabilir. Belki de Kul Himmet'in yazdığı “aslının bozulması”, yani Dergâhın ilkelerine aykırı işler yapmasından dolayı bu hakkı yitirmiştir. Muhyiddin'in kardeşi Sadreddin'in yaklaşık yetmiş yıla yakın Erdebil'in başında bulunmasıyla bazı sıkıntılar yaşanmış olabilir. Ama belki de Kul Himmet'in dedeleri, Hoca Ali döneminin sonlarında, Timur'un Anadolu'dan getirip Erdebil'de bıraktığı Alevi Türkmen tutsakların, yani Sufiyan–ı Rum'dan bir kısmının geri dönüşleri sırasında birlikte gelmiş olabilirler. Görüldüğü gibi Şeyh Safi Buyruğu'nu kabul edip ona bağlanmasının nedeni, sözlerinin İmam Cafer'den gelmesinden ve onu temsil etmesindendir.Kul Himmet'in mezarının bulunduğu ve Kul Himmet soyluların yaşadığı köyden olan ve köyünde yıllarca imamlık yapmış bulunan İrfan Çoban'ın ozan hakkında derlediği otantik bilgiler, asıl adı Hüseyin olan Kul Himmet'i ailece bize tanıtıyor. Hanımının adı önce Ördek Ana iken, yerleştiği köyde değiştirip Fatma Ana demişler. Birinin adı Şahin, öbürünün Abbas olan iki oğlu vardı Kul Himmet'in. Yukarıdaki şiirinde sadece iki kez oğlu Şahin'in adı geçmektedir. “Şahin'ime yolumu eyledim teslim” dizesinden anlaşıldığına göre, Kul Himmet artık yolu–erkânı yürütmeğe mecali kalmadığı ömrünün son zamanlarında bu şiiri yazmıştır. Abbas'ın o tarihlerde yaşamadığı anlaşılıyor.
sonyilmaz
sonyilmaz

Mesaj Sayısı : 91
Yaş : 47
Nerden : istanbul
Kayıt tarihi : 08/01/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz